Blog

Bring to the table win-win survival strategies to ensure proactive domination. At the end of the day, going forward, a new normal that has evolved from generation.
ramazan.gif

Ramazan ayında sağlıklı bir beslenme düzeni oluşturmak için aşağıdaki 10 maddeyi dikkate alabilirsiniz:

 

  1. Sahur öğününü atlamayın ve tok kalmak için yavaş sindirilen karbonhidratlar, protein ve lif açısından zengin yiyecekler tüketin.

 

  1. İftarda ve sahurda, dengeli ve sağlıklı yiyecekler tüketmeye özen gö Bol miktarda sebze, meyve, tam tahıllı ekmek, protein ve sağlıklı yağlar içeren bir tabak oluşturun.

 

  1. İftarı hafif bir çorba veya su ile açın. Bu, mideyi rahatlatır ve aşırı yeme isteğinizi baskılar.

 

  1. İftarda, yavaş yemek yemeye özen gösterin ve sindirime yardımcı olan tükürük üretimini artırmak için yiyecekleri iyice çiğneyin.

 

  1. İftarda yüksek kalorili yiyeceklerden kaçının ve abur cubur ve atıştırmalık yiyecekleri sınırlayın.

 

  1. İftar ve sahur arasında, su tüketimine özen gösterin ve mümkünse her saate 1 bardak su içmeye çalışın.

 

  1. İftardan sonra hafif bir egzersiz yaparak, vücudunuzun sindirim sistemi çalışmasına yardımcı olabilirsiniz.

 

  1. İftardan sonra tatlı tüketimini sınırlayın ve mümkünse daha sağlıklı alternatifler arayın.

 

  1. Fazla miktarda kafeinli içeceklerden kaçının ve yerine su, bitki çayı, zengin maden suları tercih edin.

 

  1. İftardan sonra yemeğin hemen ardından yatmayın. Yemekten sonra en az birkaç saat bekleyin ve daha iyi sindirilmesine yardımcı

 

Duygusal Açlık Nedir? En Yaygın Sebepleri Nelerdir? Duygusal Açlık Hakkında Sık Sorulan Sorular

 

Duygusal açlık, genellikle yetersiz duygusal doyum ve tatmin duygusu yaşamakla ilişkilendirilen bir terimdir. Bu kavram, kişinin kendini tam olarak ifade edememesi, ihtiyaçlarının karşılanamaması ve yalnız hissetmesi gibi duygusal açıdan zorlu durumlarla karşılaştığında ortaya çıkabilir.

Duygusal açlık, genellikle çocuklukta yaşanmış duygusal yoksunluk, travmalar veya yetersiz sevgi ve ilgi gibi yaşanmış olaylar sonucu ortaya çıkabilir. Ayrıca, stres, kaygı, depresyon veya ilişki problemleri gibi zorlu yaşam koşulları da duygusal açlığı artırabilir.

Duygusal açlık, birçok kişinin farkında olmadığı bir durumdur ve kişinin yaşam kalitesini etkileyebilir. Bu nedenle, bu duygusal ihtiyaçları tanımak ve doğru şekilde ele almak önemlidir. Terapi, meditasyon, yoga, sosyal bağlantılar ve kendine özen gösterme gibi farklı stratejiler, duygusal açlığı azaltmak ve kişinin daha tatmin edici bir yaşam sürmesine yardımcı olabilir.

 

Duygusal açlık ve Beslenme İlişkisi

 

Duygusal açlık ve beslenme arasında sıkı bir ilişki vardır. Duygusal açlık, duygusal tatminsizliği hissetmekten kaynaklanır ve bu da çoğu zaman yemek yeme arzusunu artırır. Kişi, yemek yiyerek duygusal açlığını dindirmeye çalışabilir. Bu durumda kişi, gerçek fiziksel açlığı hissetmese bile, yemek yeme ihtiyacı hissedebilir.

 

Ayrıca, bazı insanlar stresli veya üzgün olduklarında, kendilerini rahatlatmak veya rahatlamak için yemek yeme eğilimindedirler. Bu durum, duygusal açlığın artmasına neden olabilir ve beslenme alışkanlıklarının bozulmasına yol açabilir. Bu nedenle, duygusal açlıkla mücadele etmek ve beslenme alışkanlıklarını iyileştirmek için, öncelikle duygusal ihtiyaçların farkına varmak ve bunları doğru şekilde ele almak önemlidir. Ayrıca, sağlıklı beslenme alışkanlıkları geliştirmek ve düzenli egzersiz yapmak, duygusal açlığı azaltmaya ve daha iyi bir ruh hali sağlamaya yardımcı olabilir.

 

Duygusal açlığın en yaygın sebepleri nelerdir?

 

Duygusal açlık, birçok farklı nedeni olabilen kompleks bir konudur. Bununla birlikte, aşağıdaki sebepler, duygusal açlığın en yaygın nedenleri arasındadır:

  1. Çocuklukta yaşanmış duygusal yoksunluk: İlgisiz veya duygusal açıdan yetersiz bir aile ortamında büyüyen çocuklar, duygusal açlık yaşama eğilimindedirler. Bu, çocukların duygusal ihtiyaçlarının yeterince karşılanmaması sonucu oluşabilir.
  2. Travmalar: Travmatik yaşam olayları, kişinin duygusal sağlığını etkileyebilir ve duygusal açlığa neden olabilir. Bu tür yaşam olayları arasında fiziksel, duygusal veya cinsel istismar, aile içi şiddet, kayıp veya yas gibi durumlar yer alır.
  3. Yalnızlık: Yalnızlık, kişilerin sosyal ilişkilerinden yoksun kalmalarına neden olabilir ve bu da duygusal açlığa yol açabilir. Özellikle, uzun süreli yalnızlık hissi, bu durumu daha da kötüleştirebilir.
  4. İlişki problemleri: İlişki problemleri, kişinin duygusal ihtiyaçlarının karşılanmasını engelleyebilir ve duygusal açlık yaratabilir. Bu tür problemler arasında iletişim sorunları, ihanet, kayıtsızlık ve benzeri konular yer alabilir.
  5. Stres ve kaygı: Yoğun stres ve kaygı, kişilerin duygusal ihtiyaçlarını karşılamalarını zorlaştırabilir ve duygusal açlığa neden olabilir. Bu, özellikle kronik stres veya kaygı durumunda daha belirgin olabilir.

Bu nedenlerin yanı sıra, kişisel özellikler, kültürel faktörler ve psikolojik rahatsızlıklar da duygusal açlığın nedenleri arasında yer alabilir.

 

Duygusal Açlık Hakkında Sık Sorulan Sorular

 

  1. Duygusal açlık nedir?

Duygusal açlık, genellikle yetersiz duygusal doyum ve tatmin duygusu yaşamakla ilişkilendirilen bir terimdir. Bu kavram, kişinin kendini tam olarak ifade edememesi, ihtiyaçlarının karşılanamaması ve yalnız hissetmesi gibi duygusal açıdan zorlu durumlarla karşılaştığında ortaya çıkabilir.

  1. Duygusal açlık nasıl ortaya çıkar?

Duygusal açlık, çocuklukta yaşanmış duygusal yoksunluk, travmalar veya yetersiz sevgi ve ilgi gibi yaşanmış olaylar sonucu ortaya çıkabilir. Ayrıca, stres, kaygı, depresyon veya ilişki problemleri gibi zorlu yaşam koşulları da duygusal açlığı artırabilir.

  1. Duygusal açlığı nasıl tanımlayabilirim?

Duygusal açlık, genellikle bir kişinin içinde bulunduğu durumdan duygusal olarak tatmin olamadığını hissetmesiyle tanımlanır. Kişi kendini yetersiz hissedebilir, çevresindeki insanlardan yeterli desteği alamadığını düşünebilir ve kendisini yalnız hissedebilir ve bu durumdan kaynaklı duygularını besinlerle bastırmaya çalışabilir.

  1. Duygusal açlık nasıl tedavi edilir?

Duygusal açlık, birçok farklı stratejiyle tedavi edilebilir. Terapi, meditasyon, yoga, sosyal bağlantılar beslenme programları ve kendine özen gösterme gibi farklı yöntemler, kişinin duygusal açlığı azaltmasına ve daha tatmin edici bir yaşam sürmesine yardımcı olabilir.

  1. Duygusal açlıkla başa çıkmak için ne yapabilirim?

Duygusal açlıkla başa çıkmak için, duygusal ihtiyaçlarınızı tanımak ve doğru şekilde ele almak önemlidir. Kendinize zaman ayırın, duygularınızı ifade edin, meditasyon yapın, hobiler edinin ve sosyal bağlantılarınızı güçlendirin. Duygusal açlığı azaltmak için öncelikle kendinize özen göstermeniz gerekiyor.

sahurda.gif

Sahur, Ramazan ayında oruç tutan insanlar için güne başlamadan önce yaptıkları son öğündür. Sahurda doğru beslenmek, gün boyunca açlık hissini azaltacak ve vücudun enerji seviyesini korumaya yardımcı olacaktır.

 

Sahurda sağlıklı bir öğün için şunları yapabilirsiniz:

 

  1. Su içmek: Sahura kalktığınızda ilk yapmanız gereken şey, yeterince su içmek olmalıdır. Vücudunuzun su ihtiyacını karşılamak için en az 2-3 bardak su içmeniz ö
  2. Protein almak: Sahurda tüketilen yiyeceklerin protein içeriği yüksek olmalıdır. Bu, tokluk hissinin uzun süre devam etmesine yardımcı olacaktır. Peynir, yumurta, süt, yoğurt, kuruyemişler gibi protein kaynaklarından yararlanabilirsiniz.
  3. Tam tahıllı gıdalar tüketmek: Tam tahıllı gıdalar, uzun süreli enerji sağlayacak ve tokluk hissini artıracaktır. Bu nedenle, sahurda tam buğday ekmeği, yulaf ezmesi veya kepekli tahıllar gibi tam tahıllı gıdaları tüketebilirsiniz.
  4. Sebze tüketmek: Sahurda sebzeler, lif ve vitaminler açısından zengin olduklarından iyi bir seçim olacaktı Domates, salatalık, marul, yeşil biber, maydanoz, dereotu ve kök sebzeleri tüketebilirsiniz.
  5. Şekerli yiyeceklerden kaçınmak: Sahurda şekerli yiyecekler tüketmek, kan şekerinin hızlı bir şekilde yükselip düşmesine neden olabilir ve açlık hissini artırabilir. Bu nedenle, rafine şekerli yiyecekler yerine taze veya kuru meyveleri ölçüsüne dikkat ederek tüketebilirsiniz.

 

Unutmayın, sahurda yeterli ve dengeli beslenmek, Ramazan ayı boyunca sağlıklı kalmanıza ve enerjinizi korumanıza yardımcı olacaktır.

 

 

Pratik tok tutan sahur alternatifleri

 

Sahur tariflerinin içeriklerinde dikkat edilmesi gerekenler;

 

  • Uykuya geçişi zorlaştırmayacak besinlerle yapılmalıdır.
  • Aşırı tuz içermemelidir.
  • Kişiyi rahatsız edecek (acı ve çok baharatlı) besinler içermemelidir.
  • Bağırsak hareketleriniz için yeterli seviyede sıvı ve lif içermelidir.
  • Basit karbonhidratlar yerine kompleks karbonhidrat kaynakları içermelidir.

 

Sahurda menü önerileri

 

  1. Yulaf ezmesi: Sıcak süt ya da sıcak su ile karıştırarak hazırlayabileceğiniz yulaf ezmesi, tok tutan bir sahur seçeneği olabilir. Üzerine taze meyveler ekleyerek daha besleyici bir öğün haline getirebilirsiniz.
  2. Omlet: Protein açısından zengin bir omlet, sahurda tok kalmanıza yardımcı olacaktır. İçine sebzeler, peynir gibi proteince zengin malzemeler ekleyebilirsiniz.
  3. Tam buğday ekmeği: Tam buğday ekmeği, kompleks karbonhidratlar açısından zengindir ve daha uzun süre tok kalmanıza yardımcı olabilir. Üzerine peynir, zeytin, domates gibi malzemeler ekleyerek besleyiciliğini arttırabilirsiniz.
  4. Smoothie: Sağlıklı bir smoothie, sahurda tüketebileceğiniz pratik bir seçenektir. Süt, yoğurt ya da kefir gibi protein kaynakları ile sebzeler, meyveler ve yulaf gibi malzemeleri karıştırarak hazırlayabilirsiniz.
  5. Kahvaltılıklar dışında besleyici ve doyurucu bir çorba, zeytinyağlı sebze yemeği, haşlanmış tavuklu & yoğurtlu salata, fırında sebze yemeği, kepekli peynirli makarna gibi öğünler de tercih edebilirsiniz.
18-1280x720.png

Fonksiyonel tıp, hastalıkların kök nedenlerini belirlemek ve tedaviye destek olabilmek adına birçok farklı disiplini birleştiren bir tıp yaklaşımıdır. Fonksiyonel tıp, kişinin yaşam tarzı, beslenme, genetik faktörler, çevresel faktörler ve kronik stres gibi pek çok faktörün nasıl etkilediğini inceler.

Birçok hastalığın temel nedeni olan bağırsak mikrobiyotası bozuklukları ve besin intoleransları ana odak noktaları olarak sistemde yerini alır. Fonksiyonel Tıp’ın en belirgin özelliği genel belirlenmiş tedavi protokollerinden çok kişinin bütünsel değerlendirmesinin sonucunda, kişilerin bireysel özelliklerine uygun tedavilerin yapılmasına çalışmasıdır. Bu bireyselleşmiş tıp uygulamasının yapılabilmesi için kişilerin yaşamlarının her alanı ayrıntılı olarak öğrenilmeye çalışılır ve rutin fizik muayenenin ötesinde hastalar ile görüşülerek alınabilecek tüm verileri toparlamak için gayret gösterilir. Hastaların tedavide etkin bir rol almaları için ayrıntılı anamnez alınır, gereken bilinçlendirme ve sıkı bir takip programıyla süreç yönetilir.

Fonksiyonel tıp, her bireyin benzersiz sağlık sorunlarına odaklanır ve bireyselleştirilmiş bir tedavi yaklaşımı sunar. Bu yaklaşım, hastalıkların sadece semptomlarını ele almaktan ziyade, hastalıkların altında yatan nedenleri belirleyerek, tedavi etmeyi hedefler.

 

Neden fonksiyonel tıp diyetisyeni ile çalışmalıyım?

 

Fonksiyonel tıp diyetisyenleri, bireysel ihtiyaçları dikkate alan beslenme planları ve diğer yaşam tarzı önerileri sunarak kronik sağlık sorunlarını yönetmeye yardımcı olur. Fonksiyonel tıp diyetisyenleri, sağlık sorunlarının altında yatan nedenleri belirlemek için gerekli testleri ve değerlendirmeleri yaparak, kişinin bireysel ihtiyaçlarını dikkate alan bir tedavi yaklaşımı sunarlar.

Geleneksel tıbbın önerdiği standart diyet önerilerinden farklı olarak, kişinin yaşam tarzı, beslenme alışkanlıkları, çevresel faktörler, genetik faktörler ve kronik stres gibi pek çok faktörü dikkate alarak beslenme planları önerirler. Bu nedenle, fonksiyonel tıp diyetisyenleri, hastaların kendilerine özgü ihtiyaçlarına uygun bir beslenme planı oluşturarak, hastalıkların altında yatan nedenleri ele almayı ve sağlıklarını iyileştirmeyi hedeflerler.

 

Fonksiyonel tıp diyetisyenleri, birçok kronik sağlık sorununun yönetiminde etkili olabilirler. Bunlar arasında sindirim sorunları, alerjiler, otoimmün hastalıklar, hormonal dengesizlikler, şeker hastalığı, kardiyovasküler hastalıklar, kanser ve nörolojik sorunlar gibi birçok sağlık sorunu yer alabilir. Fonksiyonel tıp diyetisyenleri, hastaların sağlıklarını iyileştirmek ve hastalıkların altında yatan nedenleri ele almak için kişiye özgü bir tedavi yaklaşımı sunarlar. Bu nedenle, bir fonksiyonel tıp diyetisyeni ile çalışmak, sağlığınızı iyileştirmek için güçlü bir adım olabilir.

 

Fonksiyonel Tıp alanı hangi tip hastalıklar ile ilgilenir?

 

Fonksiyonel tıp yaklaşımı, birçok farklı kronik sağlık sorununu ele alır. Bu hastalıklar arasında aşağıdakiler bulunabilir:

  • Sindirim sorunları (Irritabl bağırsak sendromu, Crohn hastalığı, ülseratif kolit..)
  • Alerjik reaksiyonlar (Gıda alerjileri, atopik dermatit)
  • Otoimmün hastalıklar (Lupus, romatoid artrit, multiple skleroz)
  • Hormonal dengesizlikler (Tiroid sorunları, adet düzensizlikleri, polikistik over sendromu)
  • Şeker hastalığı ve insülin direnci
  • Kardiyovasküler hastalıklar
  • Fibromiyalji ve kronik yorgunluk sendromu
  • İmmün sistem sorunları
  • Cilt sorunları (Sedef hastalığı, rosa, egzama)
  • Mental sağlık sorunları (Depresyon, anksiyete..)

 

 

Fonksiyonel Tıp Hakkında Doğru Bilinen Yanlışlar

 

Fonksiyonel Tıp klasik tıbbi yaklaşıma alternatif bir yaklaşım değildir. Kronik hastalıkların süren tedavileri kesilmeden yapılan düzenlemelerin neticesi ihtiyacın değişmesine bağlı olarak yeniden değerlendirilir. Tıp dışı bir bakış açısı değil tam tersi klasik yaklaşımdan çok daha kapsamlı ve ayrıntılı olmasıyla daha geniş bir perspektiften hastaların ele alınmasını sağlar.

Mesaj Gönder
Merhaba,
Size nasıl yardımcı olabilirim?